Kur'an-ı Kerim Meali 30.Cüz / Namaz Sureleri
  • Abdülaziz BAYINDIR (Prof. Dr.)
  • Yayınevi: Süleymaniye Vakfı Yayınları

Fiyat: 4,0 TL
5,0 TL

Adet:


Allah Teâlâ şöyle buyurur:

"Elif, Lâm, Râ. Bu öyle kitaptır ki, âyetleri muhkem kılınmış, sonra hakîm olan ve her şeyin iç yüzünü bilen tarafından açıklanmıştır. Bu, Allah'tan başkasına kul olmamanız içindir. (De ki,) Ben de onun tarafından size gönderilen uyarıcı ve müjdeciyim." (Hûd 11/1-2)

Allah, Kur'ân'da muhkem yani hüküm ifade eden ayetler indirmiş ve onları müteşâbih yani muhkem ayetlere benzeyen başka ayetlerle açıklamıştır. Âlimlere düşen Allah'ın gösterdiği gibi hareket ederek, Allah'ın yaptığı açıklamalara ulaşmak ve onları olduğu gibi aynen ortaya koymaktır. Bunun aksine her ayeti, ilgili başka ayetlere bakmadan açıklamaya çalışmak, kendini Allah'ın yerine koymak olur. Onun için Allah yukarıdaki ayette; "Bu, Allah'tan başkasına kul olmamanız içindir." diyerek uyarmıştır. Onun Peygamberimize yüklediği görev ise uyarıcı ve müjdeci olmasıdır.

Allah'ın yaptığı açıklamalara ulaşmak ancak bir âlimler topluluğunun yapabileceği bir iştir. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Bu bilen bir kavim için, âyetleri, Arapça kur'ân olarak açıklanmış kitaptır." (Fussilet 41/3)

Bilen kavim, Kur'ân'ı ve Arapçayı bilenlerden ve üzerinde çalışılan konunun uzmanlarından oluşan âlimler topluluğudur. Onlar, âyetler arasındaki bağlardan hareketle, ilgili âyetleri bir araya getirir ve Allah'ın yaptığı açıklamalara ulaşabilirler. Çünkü "Kitab'ın tevilini (yani âyetleri arasındaki bağı) bir Allah bilir bir de ilimde derinleşmiş olanlar bilirler. Bunlar şöyle derler: "Biz buna inandık; hepsi de Rabbimiz katındandır." Bu bilgiye sadece sağlam duruşlu[1] olanlar ulaşabilirler." (Al-i İmrân 3/7)

Ayetlerin kur'ân olarak açıklanmış olması önemlidir. Arapçada Kur'ân (قرآن), toplama ve toplanma anlamına gelir. İnsanların toplaştıkları yerler için aynı kökten karye (القَرْية)[2] denir. Kelimeleri birbirine eklemek de kıraat yani okumadır.

Kur'ân, Allah'ın indirdiği bütün ayetleri bir araya toplayan son kitabın adıdır. Ama Kur'ân'ın içinde sayısız kur'ânlar vardır. Bunlar, bir konuyla ilgili âyetlerden oluşan âyet kümeleridir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

وَقُرْآناً فَرَقْنَاهُ لِتَقْرَأَهُ عَلَى النَّاسِ عَلَى مُكْثٍ وَنَزَّلْنَاهُ تَنزِيلاً

"Onu kur'ân halinde (küme küme) ayırdık ki insanlara ara ara okuyasın. Onu kısım kısım indirdik." (İsrâ 17/106)

Kur'ân'ın içindeki Kur'ânların en yücesi Fatiha suresidir. Peygamberimiz şöyle demiştir; "el-hamdulillah (Fatiha Suresi) bana verilmiş yedi mesânî ve yüce Kur'ân'dır[3].

لَا تُحَرِّكْ بِهِ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِهِ. إِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْآَنَهُ. فَإِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْآَنَهُ ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُ.

"Onunla acele hüküm vermek için dilini depretme. Onu toparlamak ve Kur'ân haline getirmek (hükmünü oluşturmak) bize düşer. Toparladığımızda hemen kur'ânı'na (ondan çıkan hükme) uy. Zaten onu açıklamak bize düşer" (Kıyâmet 75/16-19)

وَكَذَلِكَ أَنزَلْنَاهُ قُرْآنًا عَرَبِيًّا وَصَرَّفْنَا فِيهِ مِنَ الْوَعِيدِ لَعَلَّهُمْ يَتَّقُونَ أَوْ يُحْدِثُ لَهُمْ ذِكْرًا . فَتَعَالَى اللَّهُ الْمَلِكُ الْحَقُّ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْآنِ مِن قَبْلِ أَن يُقْضَى إِلَيْكَ وَحْيُهُ وَقُل رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا .

"Böylece onu Arapça Kur'ân olarak indirdik ve içindeki tehditleri değişik biçimlerde tekrarladık; belki çekinirler ya da bu yöntem, onlar için bir bilgi ortaya çıkarır. Gerçek hükümdar olan Allah pek yücedir. Sana vahyi tamamlanmadan o Kur'ân ile (hüküm vermekte) acele etme; de ki: "Rabbim, bilgimi artır." (Taha 20/114-115)

İlgili ayetlerden her birinin diğerleri ile ortak yönü vardır. Bunlardan biri ana ayet yani muhkem, diğerleri de ona benzeyen yani müteşâbih ayetlerdir. Hangi konuda araştırma yapılıyorsa ilim heyetinin içinde o konunun uzmanlarının olması şarttır.

Peygamberimiz bize Kur'ân'ı tebliğ eden elçi, hem öğreten öğretmendir. Cebrail aleyhisselam da peygamberimiz için bir elçi[4] ve öğretmendir[5]. Peygamberimiz onunla birlikte Kur'ân'ı anlamış ve Kur'ân'daki hükümleri, yani hikmetleri çıkarmıştır. Onun bütün sünneti budur. Eğer hata yaparsa Allah Teâlâ gereken uyarıları yapmış ve ondan bize doğru bilgiler ulaşmıştır. Bu sebeple Kitap-Sünnet bütünlüğü çok önemlidir. Eğer âlimlerimiz, yukarıdaki yöntemle hareket ederlerse bu bütünlüğü kolayca görecek ve uydurma hadisler ile hadislere yapılan ilaveler konusunu çözeceklerdir.

Allah Teâlâ bizi, Peygamberimiz gibi uyarmaz. Bu da büyük bir hayra sebep olur. Çünkü bir ilim heyetinin hatası diğer ilim heyetini harekete geçirir ve ilim gelişir.

Bu meal çalışması, iki ayrı heyetle yapılmıştır. Birincisi halkın dilini iyi bilen ve değişik kesimleri temsil eden Mustafa ARSLAN, Celil ÖZTÜRK, Ömer GERMİRLİGİL, Halit MOLLAOĞLU, Mustafa ÇAVDAR, Mustafa EVLİ ve İlhami ÇIKLAKALYONCU'dan oluşmuştur. İkincisi de vakfın araştırma elemanları olan Enes ALİMOĞLU, Yahya ŞENOL, Mehmet RUZİBAKİ, Abdurrahman ALTAY, Haşim ÖZDAŞ, Fagani BAYLAROV'dur. Ayrıca sohbetlerimize katılan herkese meal dağıtılmış ve katkıları istenmiştir. Çalışmaya katılan herkese teşekkür ederim.

Ne kadar iyi ekipler kursak kuralım, hatalarımız olacaktır. İlim adamlarımızdan isteğimiz şudur; siz de heyetler kurun. Kur'ân'ın her sahadaki açıklamalarına ulaşarak ilmin ve medeniyetin gelişmesine katkıda bulunun. Bizim hatalarımızı tespit ederseniz onları hem yayınlayın hem de bir şekilde bize ulaşmasını sağlayın. Böylece hatalarımızı anlamamıza ve düzeltmemize yardımcı olmuş olursunuz.

Çalışma bizden, başarı Allah'tandır.

 


 

[1] . ألَبَّ بالمكان، أي أقام به ولزِمه. İsmail b. Hammâd el-Cevherî, es-Sıhâh, Tahkik Ahmed Abdulgafur Attar, 3. Baskı, Beyrut 1404/1984.

[2] Ahmed b. Faris b. Zekeriyya, Mucemu mekâyîs'il-luğa. قَرَأتُ الشيء قرآنا, "O şeyi topladım ve birbirine ekledim" demektir. لك القَرْية، سمِّيت قريةً لاجتماع النَّاس فيها

[3] Buhârî, Tefsir, 1; Nesâî, İftitah, 26.

[4] Hakka 60/40, Tekvîr 81/19.

[5] Necm 53/5, Rahman 55/2.

Şu an müşteri yorumu bulunmamakta.

Sadece kayıtlı üyeler yprum gönderebilir.